4 Haziran 2014 Çarşamba

Aynı Yıldızın Altında ★☆

Aynı aşkın altında desem yanlış olmaz sanırım. Çünkü böylesine umutsuz bir durumda ancak sevginin gücü mutlu edebilirdi kalpleri.
Ağlattı bu August :( Öncesine gelirsek kitapçıya gidilir, miss gibi koku içe çekilir, başlanır taze kitap avına. İşte bu av günlerimden birinde John Green tarafından kaleme alınmış olup, ilk önce mavi cildiyle beni kendine aşık eden sonrasında da konusuna hasta olduğum kitabı hiç kaçırmadan alıp okudum veee sümüklü mendilimle bitirdim.Aşk en umutsuzundan, hastalıklısından, masumundan, kederlisinden ve cesurundan soslanıp önümüze gümüş tabakta sunulmuş.Göz kırpıyor umut, sonra da çok ayıp değil mi göz kırpmak deyip ciddileşiyor.Hazel tiroid kanseri, August beyin tümörü.Bu kadar desem yeterli herhalde.Ha iyileşecek iyileşti derken nanay nanay durumları üzüyor.Bir de acayip yazar Peter Van Houten küfürlerimi yemedi desem yalan olur.Kitap o kadar çok tuttu ki birde filmi çekildi ve kitaptan sinemaya uyarlanmış filmlere yenisi eklendi.Filmin başrollerini Shailene Woodley, Ansel Elgort ve Willem Dafoe paylaşmış.Oyuncular görünüş olarak karakterlere uyuyor bence.Tabi izleyince nasıl düşünürüm bilemeyeceğim.Ne olursa olsun benim beyinciğimde  Hazel ve August tasviri yerini çoktan aldı.Not : Belki de 'peki' bizim 'sonsuza dek'imiz olur....

2 Haziran 2014 Pazartesi

Beğenini Değil Sevgini Yolla

Zalimsin sosyal medya!! Ünlü mü olmak istiyorsunuz buyrun sosyal medyaya, beğenilmek mi istiyorsunuz buyrun sosyal medyaya, egonuzu mu şişirmek istiyorsunuz buyrun sosyal medyaya, yeni aldıklarınızı herkese gösterip milleti çatlatmak mı istiyorsunuz buyrun sosyal medyaya.Peki yalnız mısınız?  Malesef kocaman bir evet...Halbuki facebook'ta binin üzerinde arkadaşınız, twitterda aman nazar değmesin savaş çıksa yetecek kadar takipçiniz, instagram desem almış başını gitmiş...Onu nerden aldın? Aaaa bu da mı çıkmış! Ay ne lezzetli olmuştur o...aman aman maşallah diyelim de takipçi sayısında azalma olmasın.Zaten sosyal ortamda herkes pek bi mutlu, pek bi meşgul, pek bi aşık. Bunlar güzel şeyler tabi.Güzel olmasına güzeller de kaçı reel? Yani demem o ki geride kalanlar mutsuz, boş boş gezen, sevmeyen kişiler mi arkadaş.Şahsen şüphe duyuyorum bazen kendimden, bir tek ben mi böyle hissediyorum kendimi diye.Herkeste bi telefon, tablet almış başını gitmiş.Hatta bir de yetmiyor ikileyip, üçlüyoruz.Kaç beğenin oldu şekerim? Bunları konuşur olduk, dahası bunlar önemli hale gelir oldu.Ancak elektrikrikler kesilince yüzyüze bakıyoruz.Şimdi diyeceksin sen sanki bunları yapmıyorsun.Ben yapmıyorum demiyorum ama sistemin dışında kalabilmek için direnmeye razıyım. Çünkü yaşanabilecek fırsatları kaçırmak istemiyorum, çünkü pohpohlanmak değil, gerçek duygular istiyorum. Yani nacizane demem o ki kaldırın kafalarınızı ve fırsatlara kucak açın. Ve notumu da ekleyip gidiyorum :)) Sosyal medyayı kullanmayın demiyorum, kölesi olmayın diyorum. 

1 Haziran 2014 Pazar

Rusça VAr Vatandaş

Ah minel rusça sen ne zormuşsun öyle.Uluslararası ilişkiler okuyacağım diye tutturuverirsen al sana rusça derler yavrucum oldu biraz benim ki :) Ne yapayım, bende aldım rusçamı koydum cebime.Ezelden beri rus insanı soğuk gelir gözüme. Bulundukları coğrafyanın zorluğundan olsa gerek...Insanlar hep bir mücadele halinde.Doğayla, kendileriyle.Yıpratıyor soğuk be, insanlar ne yapsın.Gel gelelim dilleri de nasibini almış zorluktan yana.Alfabe kiril alfabesi, her kelimenin abartmak gibi olmasın ama neredeyse on farklı çekimi var.Telaffuzu Türkçe'ye göre daha sert, vurgular çok önemli.Soru ekleri rusçada yok.Kelimedeki vurguya göre soru olup olmadığı anlamanız gerek.Gramer kolay diyemeyeceğim yani.Rusçayla ilk karşılaştığımda gözünü seveyim ingilizcenin demeden edemedim.İngilizceyle alakası yok, selam bile vermiyorlar birbirlerine.Çetin bir dil rus dili.Bıkmadan, pes etmeden uğraşmak gerek.Zor ama yapılmayacak iş değil.Biraz uğraşılırsa neden olmasın.O zaman hepimize   Удачи :*

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Ateşböceği Yolu

Günlerden pazar okumaya çalışırken buldum kendimi.Aldım kitabı elime şöyle hevesle diyeceğim olmayacak çünkü daha önce başlayıp bırakmıştım kitabı.Her neyse, bu sefer okuyacağım dedim, kararlılıkla ama.Bir iki derken baya baya sardı kitap beni.Bir baktım ben olmuşum Kate, Tully.Ağladım, güldüm, sevindim, sinir oldum,kıskandım, saydırdım...Bütün duyguları yaşattırdı Kristin Hannah sağolsun bana.Kendimi aileden biri gibi hissettim, onlarla birlikte yaşadım olayları.Hiç bitmesini istemediğim nadir kitaplardan birisi oldu Ateşböceği yolu.Titizlikle, duyguyla yazılmış belli.Iki arkadaşın hayat maceraları diyebiliriz basite indirgersek eğer,.Tabi aslında bundan çok öte.Yapılan seçimler, sonuçlar,verilen sözler...birde aşk ♥ Yazar romanın içinde bir çok da şarkı ismi vermiş eskiye ait.O da hoş olmuş.Kalbe dokunuyor kısaca.Bestseller mi yesss ;) O zaman; sonsuza dek dostuz...Not:Yaşlı bir dost en iyi aynadır!